00:44 - Yürüme kilo verdirmez mi?
00:41 - Yaban Mersini Nelere İyi Gelir Avantajları Nelerdir
00:40 - Şık görünmek ve bu nedenle Takı Aksesuarlarının Önemi
00:39 - Siklamen Bitki Çiçeği Nedir ve Nasıl Bakılır
00:37 - Nane Yağı’nın avantajları bakın nelerdir?
03:41 - Küf ve Nem Lekeleri Nasıl Çıkarılır
03:40 - Kolayca zayıflamanın yolları nelerdir
03:38 - Kolay bir doğum yapılabilmesi için öneriler
03:37 - Kilo Kaybını Önleyen Sebepler
03:35 - Kilo azaltmak için uyumadan önce denemek istedikleriniz
K’ocam benim üzerime ku ma getirdi daha sonra yaptığı şey.
Evlendiğimde, kocamın bir gün kapıdan başka bir kadınla gireceğini ve bana, “Artık evimizde üç kişi yaşayacağız,” diyeceğini asla düşünmezdim.
Adım Nermin. Otuz sekiz yaşındaydım ve Ahmet’le on beş yıllık evliydim. Çocuğumuz olmamıştı. Bu durum yıllarca içimde sessiz bir yara gibi durdu. Doktora gitmediğimiz yer kalmamış, türlü tedaviler denemiştik. Sonunda çocuk sahibi olamayacağımızı kabullenmiştim.
Ama Ahmet kabullenmemişti.
Bir akşam sofrada, yüzüme bile bakmadan, “Ben baba olmak istiyorum,” dedi.
“Ben de anne olmak istedim Ahmet. Elimden geleni yaptım.”
Başını kaldırdı.
“Ben başka bir kadınla evlenmeyi düşünüyorum.”
O an elimdeki kaşık yere düştü.
Günler sonra o kadın eve geldi.
Adı Şule’ydi. Benden birkaç yaş küçüktü. İlk karşılaşmamızda gözlerini yere indiriyor, belli ki bu durumdan kendisi de rahatsızlık duyuyordu.
Ahmet, “Şule artık bizimle yaşayacak,” dedi.
İçim parçalanmıştı ama Şule’ye öfke duymuyordum. Çünkü onun da bu evliliğe benim kadar gönülsüz sürüklendiğini hissediyordum.
Zamanla aramızda tuhaf bir bağ oluştu.
Şule mutfakta bana yardım ediyor, birlikte çay içiyor, bazen saatlerce konuşuyorduk. Ahmet’in aksine beni dinliyordu. Ben de ona bu evde nasıl davranması gerektiğini, hangi konularda dikkatli olması gerektiğini anlatıyordum.
Bir süre sonra gerçekten iyi anlaşmaya başladık.
Hatta Ahmet’in kıskançlığını fark edince ikimiz de gizlice gülüyorduk.
“Sen benim kumam değil, kardeşim gibisin,” dediği bir gece gözleri dolmuştu.
Ben de elini tuttum.
“Sen de benim düşmanım değilsin.”
Fakat her şey, Şule hamile kaldığında değişti.
Ahmet’ın yüzü ilk kez yıllar sonra gerçekten gülüyordu. Evde sürekli bebekten bahsediliyor, benim varlığım giderek görünmez hale geliyordu.
Bir gün Ahmet bana, “Şule’nin doğumundan sonra bazı şeyleri değiştirmemiz gerekecek,” dedi.
“Ne gibi?”
“Bu evde senin için ayrı bir oda hazırlayacağız. Şule ve çocuk benim ailem olacak.”
Sanki yıllardır yaşadığım evde misafir olduğumu o an anlamıştım.
Yine de sustum.
Şule ise bana sarılıp, “Ben bunu istemiyorum,” dedi.
“Senin suçun değil.”
“Ben seni göndermek istemiyorum.”
O gece ilk kez içimde bir şüphe oluştu.
Ahmet’ın amacı sadece çocuk sahibi olmak değildi.
Beni tamamen hayatından çıkarmak istiyordu.
Sonraki haftalarda evin içinde garip şeyler olmaya başladı. Belgelerim yer değiştiriyor, banka hesaplarımla ilgili zarflar kayboluyor, hatta yıllardır sakladığım bazı aile evraklarını bulamıyordum.
Bir akşam Şule odama koşarak geldi.
“Nermin abla, Ahmet senin çekmecelerinden bir şeyler alıyordu.”
“Ne aldı?”
“Bilmiyorum. Ama çok telaşlıydı.”
Ertesi sabah Ahmet’e sordum.
Bana öfkeyle baktı.
“Benim evimde ne aradığını sorgulayacak hale mi geldin?”
“Ben senin karınım.”
“Artık bunu fazla büyütme.”
O cümle içimde bir şeyleri kopardı.
Ama asıl şok birkaç gün sonra geldi.
Şule’nin doğumuna az kalmıştı. Gece yarısı onun odasından bir ses duydum. Kapıya yaklaştığımda Şule ağlıyordu.
“Neden ağlıyorsun?”
Beni görünce sustu.
“Ahmet benimle konuştu.”
“Ne söyledi?”
Şule uzun süre cevap vermedi.
Sonra titreyen elleriyle bir kâğıt uzattı. Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.