00:44 - Yürüme kilo verdirmez mi?
00:41 - Yaban Mersini Nelere İyi Gelir Avantajları Nelerdir
00:40 - Şık görünmek ve bu nedenle Takı Aksesuarlarının Önemi
00:39 - Siklamen Bitki Çiçeği Nedir ve Nasıl Bakılır
00:37 - Nane Yağı’nın avantajları bakın nelerdir?
03:41 - Küf ve Nem Lekeleri Nasıl Çıkarılır
03:40 - Kolayca zayıflamanın yolları nelerdir
03:38 - Kolay bir doğum yapılabilmesi için öneriler
03:37 - Kilo Kaybını Önleyen Sebepler
03:35 - Kilo azaltmak için uyumadan önce denemek istedikleriniz
“Peki,” dedim. “Beni göndermek istiyorsanız önce şu sandığı açın.”
Salondaki eski ahşap sandığı işaret ettim.
Kerem şaşırdı.
“Ne var içinde?”
“Bak.”
Sandığı açtığında eski belgeler, banka dekontları ve bir dosya çıktı.
Derya dosyayı eline aldı.
İçinden onların adına açılmış hesapların kayıtları çıktı.
Kerem’in yıllar önce iş kurmak için aldığı paranın makbuzları vardı.
Derya’nın üniversite masraflarının, düğün borçlarının ve yıllarca ödediğim kiraların kayıtları da dosyadaydı.
İkisi de sessizleşti.
Sonra en alttan bir belge çıkardım.
“Bu evin tapusu.”
Kerem belgeye baktı.
“Anne…”
“Evi sizin üzerinize geçirmemi istiyorsunuz ya…”
Sözümü tamamlamadan önce Derya ağlamaya başladı.
“Biz çok yanlış yaptık.”
Kerem başını eğdi.
“Anne, özür dilerim.”
Ben ise ilk kez öfkemi saklamadım.
“Ben sizden para istemedim. Sevgi istedim. Kapımı açtığımda karşılığında beni kapının önüne koymanızı beklemedim.”
Ev sessizliğe gömüldü.
Ertesi sabah çocuklarım eşyalarını topladı.
Ama bu kez onları kovmadım.
“Gitmenizi istemiyorum,” dedim. “Fakat bu evde kalmanın şartı var.”
Kerem başını kaldırdı.
“Nedir?”
“Burasının kimin evi olduğunu unutmayacaksınız. Ve en önemlisi, anne babanın yaptığı iyilikleri bir borç hesabına çevirmeyeceksiniz.”
İkisi de kabul etti.
Aradan aylar geçti.
Kerem yeniden iş buldu. Derya da küçük bir iş kurdu. Bir süre sonra kendi ayakları üzerinde durmaya başladılar.
Bir pazar günü hep birlikte sofraya oturduk.
Kerem sessizce elimi tuttu.
“Anne, o gün seni kovmaya çalışırken aslında kendi vicdanımızdan kaçıyormuşuz.”
Derya gözleri dolarak ekledi:
“Bize kapını açtın, biz ise senin kalbini kırdık.”
Onlara baktım.
“İnsan bazen en büyük hatayı, sahip olduğu şeyin değerini unutunca yapar.”
O günden sonra evimiz yine eskisi gibi oldu.
Ama bir fark vardı.
Çocuklarım artık o evin duvarlarına değil, içindeki sevgiye değer veriyordu.
Ben de şunu öğrendim:
Bir anne çocuklarına evini verebilir, parasını verebilir, hatta ömrünü verebilir. Ama karşılığında tek istediği şey, kendi evinde kendini yabancı hissetmemektir.
Ve bazen bir insanı kaybetmenin eşiğine gelmek, onun değerini anlamanın en acı yoludur.