00:44 - Yürüme kilo verdirmez mi?
00:41 - Yaban Mersini Nelere İyi Gelir Avantajları Nelerdir
00:40 - Şık görünmek ve bu nedenle Takı Aksesuarlarının Önemi
00:39 - Siklamen Bitki Çiçeği Nedir ve Nasıl Bakılır
00:37 - Nane Yağı’nın avantajları bakın nelerdir?
03:41 - Küf ve Nem Lekeleri Nasıl Çıkarılır
03:40 - Kolayca zayıflamanın yolları nelerdir
03:38 - Kolay bir doğum yapılabilmesi için öneriler
03:37 - Kilo Kaybını Önleyen Sebepler
03:35 - Kilo azaltmak için uyumadan önce denemek istedikleriniz
Doruk, gözlerini Kıvanç’tan ayırmadan sessizce sordu:
— Sen gerçekten bizim babamız mısın?
Salondaki sessizlik bir anda daha da ağırlaştı.
Kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu.
Kıvanç’ın dudakları titredi.
Bir şey söylemek istedi ama sesi çıkmadı.
Bakışları dört çocuğun yüzünde dolaşıyordu.
Hepsi aynı gözlere…
Aynı gülümsemeye…
Çocukluğundan beri aynada gördüğü aynı ifadeye sahipti.
Yanındaki genç kadın şaşkınlıkla ona döndü.
— Kıvanç… Bu çocuk ne demek istiyor?
Yine cevap veremedi.
Ben ise sakinliğimi bozmadan çocukların yanına çömeldim.
— Evet çocuklar… Karşınızdaki kişi biyolojik babanız.
Dört çift göz aynı anda Kıvanç’a çevrildi.
Kıvanç’ın annesi daha fazla dayanamadı.
Titreyen adımlarla çocuklara yaklaştı.
Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
— Allah’ım… Bunlar benim torunlarım mı?
Başımı yavaşça salladım.
— Evet.
Kadın ağlayarak ilk önce Alin’e sarıldı.
Sonra İnci’nin yüzünü okşadı.
Ardından iki oğlana baktı.
— Sekiz yıl… Tam sekiz yıl boyunca sizden haberimiz bile olmadı…
Sesinde büyük bir pişmanlık vardı.
Kıvanç sonunda güçlükle konuşabildi.
— Ama… Bu nasıl olabilir?
Ona baktım.
— Hastaneden çıkmadan önce sana defalarca ulaşmaya çalıştım.
Telefonlarını açmadın.
Adresine gittim.
Taşınmıştın.
Avukatın aracılığıyla tek bir mesaj gönderdin.
“Bu çocuk benden değil.”
Sonra tamamen ortadan kayboldun.
Salondakiler birbirine bakıyordu.
Kıvanç başını iki elinin arasına aldı.
— Ben… Ben bana yalan söylediğini sandım.
— Bunu düşünmeyi tercih ettin, diye cevap verdim. Gerçeği öğrenmeye ise hiç uğraşmadın.
Yanındaki genç kadın sessizce birkaç adım geri çekildi.
Yüzündeki şaşkınlık yerini hayal kırıklığına bırakmıştı.
— Bana çocuk sahibi olmadığını söylemiştin…
Kıvanç başını kaldırıp ona baktı.
— Ben… Bilmiyordum…
Kadın acı bir tebessüm etti.
— Hayır… Bilmek istememişsin.
Yüzüğünü parmağından çıkarıp sehpanın üzerine bıraktı.
— Bir insan çocuklarını bu kadar kolay terk edebiliyorsa, bir gün beni de terk eder.
Bunları söyledikten sonra arkasına bile bakmadan evden çıktı.
Kapı kapandığında içeride yine derin bir sessizlik oluştu.
Kıvanç gözyaşlarını tutamıyordu.
Yavaşça çocuklara doğru yürüdü.
Tam Aybars’ın karşısına geldiğinde dizlerinin üzerine çöktü.
Titreyen sesiyle fısıldadı:
— Bana… Bana bir şans verir misiniz?
Çocuklar birbirlerine baktılar.
Sonra dördü de aynı anda bana döndü.
Verecekleri cevap artık yalnızca onlara değil…
Sekiz yıl önce yarım bırakılmış bir ailenin kaderine de yön verecekti.