00:44 - Yürüme kilo verdirmez mi?
00:41 - Yaban Mersini Nelere İyi Gelir Avantajları Nelerdir
00:40 - Şık görünmek ve bu nedenle Takı Aksesuarlarının Önemi
00:39 - Siklamen Bitki Çiçeği Nedir ve Nasıl Bakılır
00:37 - Nane Yağı’nın avantajları bakın nelerdir?
03:41 - Küf ve Nem Lekeleri Nasıl Çıkarılır
03:40 - Kolayca zayıflamanın yolları nelerdir
03:38 - Kolay bir doğum yapılabilmesi için öneriler
03:37 - Kilo Kaybını Önleyen Sebepler
03:35 - Kilo azaltmak için uyumadan önce denemek istedikleriniz
Ve ne yaparlarsa yapsınlar ailesini koruyacak oğul da artık yoktu.
Elimi cebime attım.
Telefonumun kilidini açtım.
Ve ekranı masanın üzerine bıraktım.
Nadire ekrana baktı.
Şebnem yanına eğildi.
Birkaç saniye sonra ikisinin de yüzündeki ifade tamamen değişti.
Çünkü açtığım dosya…
Kanada’dan dört yıl dolmadan dönmemin gerçek sebebiydi.
Dosyanın içinde her şey vardı.
Gönderdiğim bütün paralar.
Hangi hesaptan ne kadar para çekildiği.
Sahte hastane faturaları.
Benim adıma hazırlanmış mesajlar.
Yelda’dan saklanan banka hareketleri.
Ve ailemin, korumaları gereken kadından aldıkları her kuruşun izi.
Anneme baktım ve sakince söyledim:
“Dört yıldır her şeye siz karar verdiniz.”
“Şimdi sıra bende.“Dört yıldır her şeye siz karar verdiniz. Şimdi sıra bende.”
Bu cümleyi söylediğim anda annemin yüzündeki ifade değişti.
Az önce hâlâ bana açıklama yapabileceğini, birkaç bahane sıralayıp beni yeniden kandırabileceğini düşünüyordu. Ama telefonumun ekranında duran banka dökümlerini görünce bunun artık mümkün olmadığını anlamıştı.
Şebnem dudaklarını ısırdı.
“Abi, sen yanlış anlıyorsun…”
Başımı ona çevirdim.
“Dört yıl boyunca yanlış anladım zaten.”
Sesimi yükseltmedim.
Belki de onları en çok korkutan buydu.
Çünkü bağırmıyordum.
Sadece artık her şeyi biliyordum.
Yelda hâlâ yanımda duruyordu. Omuzları titriyordu. Elini tuttuğumda parmaklarının buz gibi olduğunu fark ettim.
“Üstünü değiştir,” dedim ona. “Hastaneye gidiyoruz.”
Annem hemen araya girdi.
“Şimdi mi? Bu saatte ne hastanesi?”
Ona baktım.
“On bir ay boyunca gitmesi gereken hastaneye.”
Nadire sustu.
Şebnem ise gözlerini kaçırdı.
Yelda birkaç saniye bana baktıktan sonra fısıldadı:
“Dosyalarım depoda.”
Bu cümleyi duyduğumda içimde yeniden bir şey koptu.
Karımın sağlık dosyaları bile evin içinde değildi.
Depodaydı.
Ben valizimi bıraktım, Yelda’nın koluna girdim ve birlikte arka tarafa yürüdük.
Depo kapısını açtığımda gördüğüm manzarayı hayatım boyunca unutamayacağımı biliyordum.
Daracık bir yatak.
Eski bir battaniye.
Bir plastik sandalye.
Yarım şişe su.
Ve köşede üst üste yığılmış hastane evrakları.
Yelda dosyaları alırken yerde küçük bir poşet dikkatimi çekti.
İçinden bazı reçeteler çıktı.
Reçetelerin üzerinde ilaç isimleri ve tarihler vardı.
Birçoğu aylar önce yazılmıştı.
Ama ilaçlar alınmamıştı.
“Bunları neden almadın?”
Yelda cevap vermedi.
Sadece gözlerini yere indirdi.
Cevabı zaten biliyordum.
Parası yoktu.
Daha doğrusu, benim gönderdiğim para ona verilmemişti.
O gece Yelda’yı özel bir hastaneye götürdüm.
Doktorlar onu hemen yatırdı.
Kan değerleri çok düşüktü.
Tedavisi ciddi şekilde aksatılmıştı.Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.