00:44 - Yürüme kilo verdirmez mi?
00:41 - Yaban Mersini Nelere İyi Gelir Avantajları Nelerdir
00:40 - Şık görünmek ve bu nedenle Takı Aksesuarlarının Önemi
00:39 - Siklamen Bitki Çiçeği Nedir ve Nasıl Bakılır
00:37 - Nane Yağı’nın avantajları bakın nelerdir?
03:41 - Küf ve Nem Lekeleri Nasıl Çıkarılır
03:40 - Kolayca zayıflamanın yolları nelerdir
03:38 - Kolay bir doğum yapılabilmesi için öneriler
03:37 - Kilo Kaybını Önleyen Sebepler
03:35 - Kilo azaltmak için uyumadan önce denemek istedikleriniz
42 yaşımda adama a’şık oldum beni eve alıp sev.. Kocamı kaybettiğimde kırk iki yaşındaydım.
Yirmi yıllık evliliğin ardından evin içindeki sessizlik insana bazen ölümden bile ağır gelebiliyormuş. Bunu o zaman öğrendim.
Kocam kötü bir adam değildi. Çalışkan, ailesine bağlı, kendi hâlinde biriydi. Fakat yıllar geçtikçe evliliğimiz sevginin yüksek sesle söylendiği bir şey olmaktan çıkmış, alışkanlıkların arasında kaybolmuştu.
Son yıllarda aynı yatağa iki yabancı gibi yatıyor, sabahları birbirimize yalnızca yapılacak işleri söylüyorduk.
Onu kaybettiğimde yine de içimde büyük bir boşluk açıldı.
Bir yıl boyunca neredeyse hiç dışarı çıkmadım.
Köyde dul bir kadın olmak zaten yeterince zordu. İnsanlar ne giydiğine, kiminle konuştuğuna, pazara hangi saatte gittiğine bile dikkat ediyordu.
Ben de başımı önüme eğip yaşamaya alışmıştım.
Ta ki Baran karşı komşumuzun yıllardır boş duran evine taşınana kadar.
Baran otuz üç yaşındaydı.
Benden dokuz yaş küçüktü.
Uzun boylu, geniş omuzlu, güneşte çalışmaktan teni koyulaşmış bir adamdı. Babasından kalan ceviz bahçelerini işletmek için yıllar sonra köye dönmüştü.
Onu ilk gördüğümde bahçenin duvarını tamir ediyordu.
Elindeki taşları bir kenara bırakıp bana baktı.
“Günaydın, Gülseren abla.”
“Günaydın.”
Başımı hemen çevirdim.
Nedense onun bakışlarında beni huzursuz eden bir şey vardı.
Kötü anlamda değil.
Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.