00:44 - Yürüme kilo verdirmez mi?
00:41 - Yaban Mersini Nelere İyi Gelir Avantajları Nelerdir
00:40 - Şık görünmek ve bu nedenle Takı Aksesuarlarının Önemi
00:39 - Siklamen Bitki Çiçeği Nedir ve Nasıl Bakılır
00:37 - Nane Yağı’nın avantajları bakın nelerdir?
03:41 - Küf ve Nem Lekeleri Nasıl Çıkarılır
03:40 - Kolayca zayıflamanın yolları nelerdir
03:38 - Kolay bir doğum yapılabilmesi için öneriler
03:37 - Kilo Kaybını Önleyen Sebepler
03:35 - Kilo azaltmak için uyumadan önce denemek istedikleriniz
Masaya düşen şey küçük, eski bir gümüş kolyeydi.
Fakat beni asıl sarsan kolyenin kendisi değildi.
Üzerindeki küçük kalp şeklindeki madalyondu.
Onu tanıyordum.
Çünkü on sekiz yıl önce nişanlım Aylin’in boynunda gördüğüm kolyenin aynısıydı.
Titreyen parmaklarımla madalyonu elime aldım.
“Bu… nereden çıktı?”
Derya gözlerini yere indirdi.
“Bunu bulduğumuz ilk havlunun içinde saklıydı.”
Kaşlarımı çattım.
“Bulduğunuz mu?”
Selin derin bir nefes aldı.
“Evet baba. Biz o havluları sadece senin sandığın gibi saklamadık.”
Kalbim daha da hızlı çarpmaya başladı.
“Ne demek istiyorsunuz?”
Derya, masanın üzerindeki ikinci havluyu yavaşça açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafı elime aldığım anda dizlerimin bağı çözüldü.
Fotoğrafta Aylin vardı.
Hamileydi.
Elini karnının üzerine koymuş, gülümsüyordu.
Ama fotoğrafın arkasında yazan tarih beni tamamen sarstı.
“15 Haziran.”
O gün, Aylin’in ölümünden yalnızca üç gün önceydi.
“Bunu nereden buldunuz?”
Selin ağlamaya başladı.
“Biz bulmadık baba.”
“Kim buldu?”
İkisi de birbirine baktı.
Sonunda Derya konuştu.
“Bizi sahilde bırakan kişi, sana ulaşmamızı istemiş.”
Bir anda odadaki hava ağırlaştı.
“Kim?”
Derya’nın dudakları titredi.
“Annemiz.”
Nefesim kesildi.
“Bu imkânsız.”
“Biz de öyle düşündük.”
Selin çantasından sararmış bir zarf çıkardı.
Zarfın üzerinde benim adım yazıyordu.
El yazısını görür görmez onu tanıdım.
Aylin’in el yazısıydı.
Yıllar önce defalarca gördüğüm, alışveriş listelerine ve küçük notlara yazdığı o harfler…
Zarfı açmakta zorlandım.
İçinden birkaç sayfalık bir mektup çıktı.
Okumaya başladım.
“Sevgilim, eğer bu mektubu okuyorsan sana anlatacak cesaretimi bulamamışım demektir. Bebeğimizin öldüğünü söylemelerine inanma. Doğumdan sonra bazı şeylerin yanlış olduğunu fark ettim. İkizlerimiz var.”
Ellerim titremeye başladı.Devamını Okumak İçin..