SON DAKİKA

pinshoping

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

08 Mart 2026 - 21:41 'de eklendi ve kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Eşim Emre ve ben, 18 aylık ikizlerimiz Asya ve Furkan

Eşim Emre ve ben, 18 aylık ikizlerimiz Asya ve Furkan ile geçen ay Antalya’ya uçtuk. Bu, onların büyük “dede ve babaanne ziyareti” olacaktı.

Geçen ay, eşim Emre ve 18 aylık ikizlerimiz Asya ile Furkan’la birlikte Antalya’ya uçtuk. Bu, çocukların uzun zamandır heyecanla beklenen “dede ve babaanne ziyareti”ydi. Kayınpederim torunlarına âşıktır; neredeyse her akşam görüntülü arar, “Benim aslanlarım ne yapıyor?” diye sorar. Bu yüzden bu ziyaret onun için küçük bir bayram gibiydi.

Ama daha yolculuk başlamadan sinirlerim gerilmişti.

Havalimanı tam anlamıyla bir keşmekeşti. Bir elimde bebek çantası, omzumda sırt çantası, önümde puset, arkada iki hareketli çocuk… Daha güvenlik sırasındayken ter içinde kalmıştım. Asya kemerini çıkarmak istemiyor, Furkan pusetten inmeye çalışıyordu. Emre yanımdaydı ama aklı başka yerde gibiydi.

Tam kapıya yaklaşmıştık ki, “Bir şeyi hızlıca kontrol edeceğim,” dedi.

O an hiçbir şey düşünmedim. Çocukların pasaportları, biniş kartları derken zaten zihnim doluydu. Birkaç dakika sonra geri geldi. Biniş kartı cihazdan “bip” diye geçmişti.

Yanağımdan öptü.

“Hayatım, öbür tarafta görüşürüz. Business’a geçiyorum. Çocuklarla idare edersin, değil mi? Benim de dinlenmeye ihtiyacım var.”

Söyledi ve gitti.

Gerçekten gitti.

Perdenin arkasında kaybolurken ben 27C ve 27D koltuklarında iki küçük çocuğu aynı anda zapt etmeye çalışıyordum. Asya tepsi masasını indirip kaldırıyor, Furkan önümdeki koltuğa tekme atıyordu. Daha kalkış olmadan kotuma vişne suyu döküldü. Furkan poğaça diye bağırmaya başladı. Yan koltuktaki teyze başını çevirip derin bir iç çekti. Kabin görevlisi bana anlayışlı ama acıyan bir gülümseme attı.

O sırada telefonum titredi.

Emre’den mesaj:
“Yemekler efsane. Sıcak havlu da verdiler!”

Bir an gerçekten telefonu kapatıp çantanın en dibine atmayı düşündüm. Cevap bile yazmadım.

Uçuşun ortasında kayınpederim mesaj attı:
“Torunların uçuş videosunu at bakalım!”

Yorgunluğuma rağmen kısa bir video çektim. Asya masaya vuruyor, Furkan peluş zürafasını kemiriyor, ben de saçlarım dağılmış halde kameraya yorgun bir gülümseme atıyorum. Emre kadrajda yok.

Videoyu gönderdim.

Kayınpederim yalnızca bir beğeni emojisi attı.

O an bunun üzerinde durmadım. Ama o tek emoji, meğer fırtına öncesi sessizlikmiş.

Antalya’ya indiğimizde Emre ışıl ışıldı. Saçları düzgün, gömleği kırışıksız, yüzünde huzurlu bir ifade vardı. Ben ise iki çocuk, iki çanta ve tükenmiş bir sabırla ilerliyordum.

Ertesi akşam mangal yakıldı. Bahçede uzun masa kurulmuştu. Babaanne salataları diziyor, çocuklar çimlerde koşuşturuyordu. Her şey dışarıdan bakınca huzurlu bir aile tablosu gibiydi.

Yemekler yenildi, çaylar dolduruldu.

Ve sonra kayınpederim sandalyesini hafifçe Emre’ye doğru çevirdi.

“Uçuş nasıl geçti oğlum?” diye sordu sakin bir sesle.

Emre gülümsedi. “İyiydi baba. Rahat bir yolculuk oldu.”

Kayınpederim başını yavaşça salladı. “Öyle mi?”

Cebinden telefonunu çıkardı. Masanın ortasına koydu. Videoyu açtı. Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA